Merz’in Etrafındaki Çember Daralıyor: Şansölye Devrilir mi?
CDU’nun Saksonya-Anhalt’ta yaşadığı ağır yenilgi, Friedrich Merz’in liderliğini tartışmaya açtı. Berlin ve Mecklenburg-Vorpommern seçimleri öncesinde sekiz CDU’lu eyalet hükûmeti başkanından gelen destek, krizi yatıştırmayı amaçlıyor. Ancak Merz’in geleceğini yalnızca seçim sonuçları değil, partisinin ve koalisyonun yeni bir lider etrafında uzlaşıp uzlaşamayacağı da belirleyecek.
Almanya’da Şansölye Friedrich Merz, Saksonya-Anhalt seçimlerinin ardından yoğunlaşan parti içi eleştiriler ve gerileyen kamuoyu desteğiyle karşı karşıya. 20 Eylül’de Berlin ve Mecklenburg-Vorpommern’de yapılacak seçimler yaklaşırken, CDU içindeki tartışma seçim yenilgisinin nedenlerinden şansölyenin siyasi geleceğine uzanıyor.
Krizin dönüm noktası, 6 Eylül’deki Saksonya-Anhalt seçimi oldu. Geçici sonuçlara göre aşırı sağ parti Almanya için Alternatif (AfD), yüzde 43,8 oyla açık ara birinci parti olurken CDU yüzde 17,2’ye geriledi. Bir önceki seçime göre 19,9 puan kaybeden CDU, eyaletteki en düşük oy oranını gördü. AfD ise büyük üstünlüğüne rağmen parlamentoda mutlak çoğunluğu elde edemedi.
Bu sonuç, CDU açısından yerel bir yenilginin ötesine geçti. Federal hükûmete liderlik eden partinin seçmen kaybı, Merz’in hem kamuoyunu ikna etme kapasitesini hem de parti üzerindeki otoritesini tartışmaya açtı.
Berlin ve Mecklenburg-Vorpommern Seçimleri
Ulusal anketler de Merz üzerindeki baskıyı artırıyor. Tagesspiegel’in 15 Eylül’de aktardığı araştırmalarda CDU/CSU toplamı YouGov’a göre yüzde 18, Forsa’ya göre yüzde 20 düzeyinde. AfD ise aynı araştırmalarda sırasıyla yüzde 29 ve yüzde 27’ye ulaşıyor. Almanya genelinde Şansölye Merz’in yaptığı işten memnun olanların oranı da önceki haftaya kıyasla üç puan düşerek yüzde 10’a gerilemiş durumda.
Mecklenburg-Vorpommern’de CDU’nun önündeki risk, eyalet meclisindeki temsilini koruyabilmek. Son anketlerde yüzde 7 düzeyinde görünen parti için yüzde 5 barajı, seçim kampanyasının başlıca kaygılarından birine dönüşmüş durumda. Eyalette yarışın ağırlık merkezi ise AfD ile SPD’li Başbakan Manuela Schwesig arasında bulunuyor. CDU açısından burada söz konusu olan, zaten muhalefette olduğu eyalette daha da zayıflamak ve olası bir baraj altı sonucuyla karşılaşmak.
Berlin’de ise farklı bir tablo söz konusu. CDU, hükûmete liderlik etme konumunu korumaya çalışırken Sol Parti ile yakın bir yarış içinde. 11 Eylül’de yayımlanan Forschungsgruppe Wahlen araştırmasında Sol Parti yüzde 23, CDU yüzde 21 düzeyindeyken, 14 Eylül tarihli INSA araştırmasında iki parti de yüzde 20’de bulunuyor. Yani CDU’nun başkentteki birincilik yarışı belirsizliğini koruyor.
“Merz Bu Göreve Uygun Değil”
Merz’e yönelik tepkinin en açık örneklerinden biri, seçimlere hazırlanan Mecklenburg-Vorpommern CDU Başkan Yardımcısı ve Nordwestmecklenburg yerel yönetim başkanı Tino Schomann’dan geldi. Schomann, 8 Eylül’de NDR’ye yaptığı açıklamada Merz’in değiştirilmesini istedi; şansölyeyi insanların kaygılarını artırmak ve sözlerini tutmamakla suçladı. Partinin empati, güvenilirlik ve tutarlılık gösterebilen bir lidere ihtiyaç duyduğunu savunan Schomann, Merz’in bu görev için uygun olmadığını da ekledi.
Ancak eyalet teşkilatı bu konuda birleşmiş değil. CDU’nun eyalet başbakan adayı Daniel Peters, seçim kampanyası sırasında liderlik tartışması açılmasına karşı çıktı. Federal Başbakanlıkta devlet bakanı olan Philipp Amthor da CDU’nun giderek düşen oyları etrafında şekillenen krizi tek bir kişiye indirgemenin toplumdaki daha geniş değişimleri açıklayamayacağını belirtti.
Sekiz Eyalet Başbakanından Merz’e Destek
Liderlik tartışmalarının büyümesi üzerine, CDU’lu sekiz eyalet hükûmeti başkanı 16 Eylül’de ortak bir açıklamayla Merz’e destek verdi. Açıklamada, kamuoyunun güvenini yeniden kazanmanın yolunun personel tartışmalarından çok siyasi sorunlara çözüm üretmekten geçtiği vurgulandı. CSU lideri ve Bavyera Başbakanı Markus Söder de Merz’in arkasında olduğunu bildirdi.
Bu destek, seçimler öncesinde açık bir liderlik çatışmasını önleme girişimi olarak okunabilir. Eyalet liderleri, hükûmetin icraatlarına odaklanılmasını isterken şansölyenin değiştirilmesinin yaratabileceği belirsizliği de sınırlamaya çalışıyor.
Ancak açıklamanın siyasi anlamı oldukça tartışmalı. SPD Genel Başkan Yardımcısı Alexander Schweitzer, metinde Merz’in adının dahi geçmemesini eleştirerek desteğin gücünü sorguladı. Buna karşın CDU fraksiyonunun başkanı Thorsten Frei, açıklamada “Friedrich Merz” isminin geçmemesini gereksiz bir ayrıntı tartışması olarak nitelendirerek şöyle dedi: “Sadece bir tane şansölye var. Onun adı da Friedrich Merz. Ve ortak açıklamada bu açıkça belirtiliyor.” Eyalet başbakanlarının ortak açıklamasının ısmarlama bir açıklama olmadığını söyleyen Frei, aynı zamanda CDU’nun çok zor bir süreçten geçtiğini kabul ederek bunun herkesin malumu olduğunu da ekledi.
Friedrich Merz, Berlin ve Mecklenburg-Vorpommern seçimleri öncesinde ülkedeki karmaşık siyasi atmosfer nedeniyle New York’taki Birleşmiş Milletler seyahatini iptal etmişti.
Almanya’da Şansölye Devrilebilir mi?
Tüm bu tartışmalar esnasında Merz’in görevden uzaklaştırılması ya da istifa etmesi gündemdeyken “parti içi darbe” ifadesi de Almanya’da sıkça kullanılıyor. Bununla birlikte “şansölye darbesi” anayasal bir mekanizmanın adından ziyade siyasi kulislerde bir kısaltma olarak kullanılıyor. CDU parti yönetiminin Friedrich Merz’ten desteğini çekmesi şansölyeyi istifaya zorlayabilecek siyasi baskı yaratabilir; ancak parti içindeki bir karar, federal şansölyenin görevini kendiliğinden sona erdirebilecek güce sahip değil.
Almanya’da Federal Meclis’in şansölyeyi görevden değiştirmesinin temel yolu ise, yapıcı güvensizlik oyu. Anayasa’nın 67. maddesine göre milletvekilleri, mevcut şansölyeye karşı çoğunluk oluşturmanın ötesinde, Federal Meclis üye tam sayısının çoğunluğuyla bir halef seçmek zorunda. Bu nedenle “yerine yeni bir isim seçilmeden Meclis tarafından düşürülme” senaryosu bu usulle mümkün değil.
Almanya tarihinde yapıcı güvensizlik oyuyla gerçekleşen başarılı değişimin örneği, 1982’de Helmut Schmidt’in yerine Helmut Kohl’ün seçilmesiyle olmuştu. O dönem, görevdeki şansölyeye karşı tepkinin büyüklüğünden çok, halefi destekleyen bir parlamento çoğunluğunun kurulması belirleyici olmuştu.
Öfkeli Seçmene Merz Ne Sunabilir?
Merz açısından asıl tehlike ise, zayıflayan kamuoyu desteğinin hükûmetin karar alma gücüne yansıması. Seçmen güvenini kaybeden bir liderin, hâlihazırda Alman toplumunda zaten tepkilerle karşılaşan reformlar için destek toplaması daha da güçleşebilir. Böyle bir durumda liderlik tartışması, hükûmetin çalışmasını zorlaştıran ayrı bir etkene de dönüşebilir.
Bununla birlikte, şansölyenin değişmesi ekonomik ve toplumsal sorunların kendiliğinden çözüleceği anlamına gelmiyor. CDU’nun önünde hem liderlik hem politika sorunu var. Aşırı sağcı AfD Saksonya-Anhalt’ta devasa bir zafer elde etti. Mecklenburg-Vorpommern’deki olası zafer de önceden programlanmış gibi görünüyor. Merz’in ve dolayısıyla CDU’nun, Almanya’nın doğu eyaletlerindeki sandıklarda güçlü bir mesaj veren öfkeli seçmene hangi somut iyileştirmeleri sunabileceği ve bunları mevcut koalisyon içinde nasıl hayata geçireceği sorusu da güçlü bir şekilde tartışılıyor.
20 Eylül seçimleri bu nedenle Merz için önemli bir siyasi sınav olacak. CDU’nun yaşayacağı her kayıp, parti içindeki değişim taleplerini güçlendirecek ve CDU-SPD koalisyonunu daha kırılgan hâle getirecek. Bununla birlikte anketlerin gösterdiğinin aksine CDU’nun en azından beklenen yüzdede oy kaybetmeyeceği seçimler, şansölyeye yalnızca ek zaman kazandırıyor olacak.